September 23, 2011 0

Bağcık

Küçükken ayakkabı bağlamayı bilmediğim dönemlerde, ayakkabımın bağcıklarını çözmeden giyip çıkartırdım. Belki ufacık bir işi beceremediğimi kendime bile söylemekten çekindiğimden, belki de çok iyi bir çoçuk olduğum için (!) sırf anneme iş çıkmasın diye.

Sonra bir gün yapamadım, ya ayağım büyümüş ya da bagcık eskisi gibi sağlam değildi bilmiyorum; çözmek zorunda kaldım. Anneme de söyleyemiyorum, çünkü uyuyor. Off. Bir araya getiriyorum, üst üste koyuyorum, karıştırıyorum… Yok, olmuyor. Halbuki annem yaparken tam bir sihirbaz edası ile göz açıp kapayıncaya kadar hallediveriyordu. Benim yaptıklarım neden olmuyordu ki? Büyülü sözler mi vardı acaba? Neyse ki hayal dünyamın içinde yaptığım bu derin, çaresiz ve çocuksu gezinti sırasında annem uyanıverdi.

Bu sefer bağlamasını rica etmek yerine, bana bağlamayı öğretmesini istedim annemden, çok inanmıştım kendime, hazırdım ve yapabilirdim! Neyse salondaki koltuğa geçtik, tam olarak ve net bir şekilde o anı çok iyi hatırlıyorum. Bir tane ayakkabımı aldık, annem karşıma geçti. Yavaş yavaş ve adım adım gösterdi nasıl ayakkabı bağlanacağını… Sonunda öğrenmiştim, yaşasındı!

Bir kaç yıl sonra farkettik ki ben ayakkabı bağcıklarını herkese göre ters adımlarla bağlıyordum! Çünkü annem karşımda duruyordu ve ayakkabı bağlamayı bana göre tersten anlatmıştı! Aile arasında da çokça espri konusu olan bu durum ile ilgili yazı yazmama sebep olan şey ise aşağıda görebileceğiniz TED konuşması. Konuşmanın başlığı; “Ayakkabı Nasıl Bağlanır?” Ne mi anlatıyor dersiniz? Evet evet, digerlerinin aslında ayakkabıyı yanlış bağladığını, benim ise doğru bağladığımı… Yıllardır yanlışın bende değil de diğerlerinde olduğunu öğrenince şok oldum tabi… Aslında gerçekte en birinci benmişim oysa ki!

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=zAFcV7zuUDA[/youtube]

September 21, 2011 0

Pardus Cebit’te

Teknoloji ile ilgilenen herkesin yoğun bir şekilde ilgisini çeken Cebit bu sene de her zamanki gibi Beylikdüzü’ndeki TÜYAP fuar merkezinde düzenlenecek. Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da ekip olarak biz de Cebit’te olacağız; kocaman bir standımız, bir sürü Pardus 2011.2 DVD miz ve birçok sürprizimizle birlikte teknoloji severleri, özgür yazılım sevdalılarını bekliyor olacağız. Teknik sorulardan tutun da, özgür yazılım üstüne yapılacak geyiklerden, gelecekte bizleri ne gibi yeniliklerin beklediğini tartışabileceğimiz sohbetlere kadar birçok konu hakkında konuşabiliriz. Özgür yazılıma yeni başlayanların özellikle katılmasını, bizim standı bir ziyaret etmesini ve gönüllü olarak standda görev yapan arkadaşlarla sohbet etmesini şiddetle tavsiye ederim.

Bunların dışında her sene olduğu gibi, bu sene de Pardus’u görüp denemek, kullanmak isteyen ziyaretçilerimiz için (tabi ki Pardus kurulu) bilgisayarlarımız olacak. Diğer yıllardan farklı olarak bu yıl bilgisayarlar üzerinde oynamaktan zevk alacağınız birçok oyun da yüklü olacak. Hatta bu oyunlar arasında küçük bir yarışma düzenleyebilir, yetenekli oyuncuları Pardus tişörtü ile ödüllendirebiliriz ;) Eğer biraz çalışayım hazırlıklı geleyim derseniz biraz da oyunlardan bahsedelim:

World of Goo, 2D Boy firmasının biz teknolojik kullarına armağan ettiği bu eğlence ve keyif dolu bulmaca oyun, özellikle tüm platformlarda oynanabilmesi ile büyük bir hayran kitlesi yarattı. Kendine has hikâyesi, karakterleri ve eğlenceli tarzı sayesinde büyük ilgi toplayan World of Goo, Goo karakterlerinin kaçışını konu alıyor. Amaç karakterleri birbirine bağlayarak köprüler oluşturmak ve bu köprülerle Goo’ları bulundukları delikten çıkartmak.


Secret Maryo Chronicles, okunuşundan da anlayabileceğiniz gibi Nintendo’nun efsane oyunu Mario Kardeşlerin özgür olarak geliştirilmiş hali. Orjinali ile arasındaki (neredeyse) tek fark bu sürükleyici oyunun özgürce kullanılabilir, geliştirilebilir ve dağıtılabilir olması.

Crayon Physics, bu oyun ben orta okula giderken olsaydı büyük ihtimalle fizik derslerini daha çok severdim. Eğlenceli birçok bulmaca içeren oyunun en önemli özelliği fare kullanarak çizdiğiniz her şeklin gerçek dünyaya ait fizik kurallarına tabi tutulması. Oyunun en zevkli yanı da çözümlerin tamamen sizin hayal gücünüze ve biraz da çizim yeteneğinize kalmış olması; bu özelliği sayesinde oyunun her bölümünü farklı çözümler ile tekrar tekrar oynayabiliyorsunuz.


Open Arena, bu kadar 2 boyutlu oyunun ardından bir de 3 boyutlu bir oyunu araya sıkıştırmadan olmazdı. Yine başka bir efsane olan Quake ailesinin en çok ilgi gören sürümü olan Quake Arena’nın id Software firmasının özgür yazılıma verdiği önem sayesinde, açık olarak geliştirilmiş hali olan Open Arena ile -özellikle- ağ üzerinden arkadaşlarınızla yapacağınız karşılaşmaların orjinalini aratmayacağını garanti edebilirim.

Daha birçok sürpriz ve bahsedemediğim diğer eğlenceleri kaçırmamak için herkesi Cebit‘e bekliyoruz. Eğer gönüllü olarak çalışmak isterseniz de acele davranın bu cuma başvurular için son gün.

Tags: ,

June 13, 2011 17

Quickformat – An exciting removable disk formatter for Pardus

In Linux World, formatting a Usb Flash Disk is not an easy operation for end-user; in Pardus we always use one sentence: “Make it easy !“. So, we have to find an easy way to formatting a removable disk !

Yet another creative developer from Pardus, Renan Çakırerk has created Quickformat. And I wanted to let you know !

It is also integrated to Dolphin !

You can find a lot of information about Quickformat from Renan’s Blog. Have fun !

Tags: ,

May 26, 2011 0

İş Güvenliği

Bugün aldığımız muhteşem ötesi iş güvenliği seminerinin beni eğlendiren tek kısmı (ki eğlenmek zorunda olduğumuzu söylemiyorum, ama herşeyin içinde bir eğlence arayan bir insanım) aşağıdaki sarı kağıda yazıp çizdiklerim oldu :) Renan‘ın ricası ile bir yerlere koyayım dedim şu çizdiklerimi, ara ara uğrarım…

April 17, 2011 0

Kabuklu Masaüstü

Günümüz işletim sistemlerinden duymaya alışık olduğumuz bir terim “Desktop Shell” (Masaüstü Kabuğu), biraz tarihi bilgiler ile bu terimin gelişimini inceleyelim;

1992 yılının Mart ayında hem IBM hem de Microsoft çok önemli iki ürün çıkarttılar, biri herkesin bildiği Windows 3.1 diğeri de Windows 3.1’e nispeten daha az kişi tarafından bilinen IBM’in OS2/2.0 sürümü. O dönemlerde şirketlerin yapmış olduğu tercihlere göre bazı firmalar Windows’u bazılarıda OS2/2.0’ı tercih etmişler. Gelgelelim OS2’nin sunduğu rahatlığa alışan birkaç IBM çalışanı “unofficial” olarak Windows 3.1 üzerinde OS2/2.0 ‘da kullanılan Masaüstü Ortamı olan “Workplace Shell“‘in bir benzerini Windows 3.1 için geliştirmişler ve böylece ilk Masaüstü Kabuğu ortaya çıkmış (belki daha eskilerde bunun benzeri bir durum yaşanmıştır fakat bulabildiğim en eski kaynak buydu, bildiklerinizi yorum olarak yazabilirsiniz). Birkaç Google git-gelinin ardından o dönemlerde yazılmış kodları dahi buldum :) Aşağıdaki ekran görüntüsünde solda Windows 3.1 orjinal hali ve yanında Windows 3.1 üzerinde çalışan “Workplace Shell” Kabuğu yer alıyor. (“Workplace Shell”‘in içinde geçen “Shell” bizim konumuz olan kabuk değil, “Workplace Shell” OS2/2.0 ‘ın masaüstü ortamının adı)

Masaüstü Kabuğu (Desktop Shell) işte tam bu işe yarayan bir teknoloji, Masaüstü için ana sistemin size sunduğu teknolojilerden yararlanıyorken üzerinde farklı bir çalışma ortamı kurabiliyorsunuz. (Masaüstü Kabuğu, tema, simge stili, renk değiştirme gibi basit işlevlerin ötesinde bir teknoloji, bu kavramları karıştırmamak gerekli).

Uzun bir dönem Masaüstü Kabuğu gibi teknolojilerden haberdar olmamamızın sebebi biraz da ticari kaygıları gidermek üzere atılmış adımlar; halen günümüzde birçok bilgisayar kullanıcısının Windows kullandığını hesaba katarsak, Masaüstü teknolojilerindeki eğilimin de öncelikle Microsoft çalışanları tarafından belirlendiğini söyleyebiliriz.

Windows 95 ile birlikte Masaüstü’nün bir Dosya Yöneticisi gibi kullanılmasına olanak sağlayan Microsoft, bu yöntemi ilk bulan/uygulayan olmasa da, bu şekilde bir masaüstü ile birlikte en çok kullanıcıya ulaşma başarısını yakalamıştı. Buna bağlı olarak özgür yazılım dünyasın da ticari anlamda iş üreten diğer büyük yazılım şirketleri de Masaüstü kavramlarını Windows 95’i baz alarak gerçekleştirdiler. O dönemlerde ortaya çıkan tüm ürünlerin hemen hemen hepsi Windows 95/98 ailesi ile kullanılan Masaüstü Teknolojilerini destekler vaziyetteydi.

Günümüzde ise bu süreç yavaş yavaş eski haline dönmeye başladı; masaüstünü daha etkin kullanmak için yapılan çalışmalar, daha verimli çalışma imkanları sunan kullanışlılığı arttıran teknolojiler ve yeni bilgisayarların sahibi olduğu işlemci gücü de hesaba katılınca, sadece dosya yöneticisi olarak iş yapacak bir masaüstü günden güne ilgimizi yitirmeye başladı.

Aynı temele dayanan fakat farklı amaçlara hizmet edebilecek masaüstleri yaratmak için eski günlere, Masaüstü Kabuklarına geri dönüyoruz.

Peki buralara nasıl geldik ?

Masaüstü’nün tarihine göz atarsak, karşımıza, günümüzde kullanılan bir çok teknolojiyi hayata geçiren Xerox‘un Palo Alto’daki Araştırma ve Geliştirme Merkezi PARC çıkıyor. PARC’ta geliştirilmiş olan ve günümüz bilgisayarlarında kullandığımız hemen hemen bütün işletim sistemlerinin “Masaüstü” teknolojisine temel olan ilk masaüstü, aşağıda ekran görüntüsünü bulabileceğiniz “Xerox 8010 Star“.

Xerox 8010 Star

Kaba hatları ile ele aldığınızda şu an kullandığımız masaüstlerinden çok büyük bir farkları yok aslında; bir pencere yönetim sistemine ve bir masaüstü alanına (ki bu alana simgeler, dosyalar/dizinler ve kısayollar koyabiliyorsunuz) sahip 1981 yılında bilgisayar dünyasına damgasını vuran Xerox 8010 Star’ın…

Gelgelelim özellikle son yıllarda masaüstünün daha fazla işlev barındırabilmesi, daha kullanışlı ve verimli olabilmesi için yapılan köklü değişiklikler bulunuyor; bu konuda özellikle beni ve Linux camiasını yakından ilgilendiren önemli bir adımı, geçtiğimiz yıllarda ilk sürümü kullanıcılara sunulan Plasma Masaüstü Kabuğu ile gördük. Plasma ile birlikte KDE, masaüstünün sadece dosyalarımız ya da kısayollarımız için kullanılamayacak kadar değerli bir alan olduğunu gösterdi bizlere.

KDE artık bir Masaüstü Ortamı (Desktop Environment) olarak anılmak yerine Yazılım Paketi (Software Compilation) olarak lanse ediliyor. Sunduğu bir çok hazır yazılım ve bunların birlikte çalışmasını sağlayan gelişmiş altyapısı ile birlikte bu ünvanı hak ettiğini düşündüğüm KDE’nin, kabuk (shell) olarak sunduğu Plasma için farklı iki ana çalışma alanı bulunuyor. Aşağıda bu iki farklı çalışma alanını görüyorsunuz. (soldaki normal bir bilgisayar kullanıcısının ihtiyaçları için şekillenmiş olan Masaüstü Çalışma Alanı, bir sonraki ise özellikle kısıtlı ekran boyutlarına sahip Netbook’lar için tasarlanmış Netbook Çalışma Alanı).

Biri masaüstü diğeri de netbooklar için hazırlanmış bu çalışma alanları dışında bu günlerde KDE geliştiricileri yeni bir proje üzerinde çalışıyor; Plasma Active olarak lanse edilen proje, özellikle mobil aygıtlar için tasarlanıyor ve KDE‘nin, Plasma‘nın, Qt‘nin sunduğu son teknolojileri kullanacak şekilde geliştiriliyor. Plasma Active ile birlikte, birkaç prototip görüntüsü ve bir de videosu geliştiricilere sunulan Contour adında bir de kabuk bulunuyor;

Contour Concept Prototype

Bunların dışında tanımların biraz daha yerlerine oturabilmesi adına Masaüstü Kabuklarına bir başka popüler örnek olarak GNOME 2.X üzerine kurulmuş olan Ubuntu Unity Shell örnek olarak gösterilebilir; aşağıda solda öntanımlı GNOME Masaüstünü ve yanında Ubuntu tarafından geliştirilmiş olan Unity Kabuğunu görebilirsiniz:

Ayrıca GNOME 3.0’ın da GNOME temeli üzerinde kendine has bir Kabuk olan GNOME Shell kullandığını hatırlatalım.

GNOME ve KDE‘nin dışında bu tip bir yaklaşım sergileyen HPPalm‘ı satın aldıktan sonra Palm tarafından geliştirilen Linux tabanlı webOS’u ürettiği her donanım için kullanılabilir yapmayı planladığını açıkladı. Bu bağlamda Windows kullanıcıları için kullanılabilecek bir webOS Kabuğu hazırlaması bekleniyor.

Bu yazıyı hazırlarken faydalandığım ve masaüstü gelişimi ile ilgili 1981-2009 yılları arasında kullanıma sunulmuş masaüstleri ile ilgili çok detaylı bir yazıyı burada bulabilirsiniz. Ayrıca Masaüstü ortamları ile ilgili geniş bir arşive toastytech.com adresinden ulaşabilirsiniz.

 

March 23, 2011 1

Nükleer Bzzt.

Nükleerden Korkuyorum from gokhan okur on Vimeo.

Greenpeace nükleer enerjiye neden karşı ?

Nükleer enerji geçen 60 yılında hiçbir sorununa çözüm bulamadı. Güvenlik açıklarından, atık sorununa, artan maliyet ve inşaat sürelerine kadar pek çok konuda harcanan milyarlarca dolara rağmen nükleer enerji dünyamızın en kirli ve riskli enerji kaynağı olmaya devam ediyor. Aslında çoktan 20. yy’ın işe yaramaz teknolojileri arasında yerini alması gerekirken birileri bize tekrar tekrar nükleer enerjiyi yeni, güvenli ve temiz bir enerji kaynağı olarak tanıtmaya çalışıyor.


Devamı için ve eyleme katılmak için : http://nukleer.greenpeace.org

Tags: ,

February 21, 2011 5

Fosdem 2011

Fosdem, ilki 2001 yılında yapılan Avrupa’nın topluluk tarafından yürütülen en büyük özgür yazılım etkinliği. Bu yıl 11.si düzenlenen etkinlikte 300 sunum ve bu sunumları izlemeye, bilgi paylaşımında bulunmaya gelen 6000’den fazla katılımcı vardı. Brüksel Halk Üniversitesi‘nde gerçekleştirilen etkinliğe, Pardus’u tanıtmak ve diğer dağıtım geliştiricileri ile görüşmek üzere geçtiğimiz hafta Gökçen ile birlikte Brüksel‘deydik.

Birçok kişi katılıyor olmasına ve paralel birçok sunum olmasına rağmen, kalabalık dışında hemen hemen hiç sorun yoktu..

Ben Cumartesi günü Comar ‘ın teknolojik altyapısı ve yönetici ailesinin gelişimi ile ilgili bir sunum yaptım…

Pazar günü de Gökçen, Pardus ve Pisi hakkında bir sunum yaptı…

Sunumlara genel ilgi çok fazla olmasa da özellikle hedeflediğimiz işler arasında olan, diğer dağıtım geliştiricileri ile olası geliştirme süreçlerinde birlikte çalışmak üzere çok güzel lobi çalışmaları yaptık. Özellikle openSUSE‘den Yast takımının lideri Duncan Mac-Vicar P. Comar ve onun çevresinde geliştirmiş olduğumuz yönetici ailesini hayranlıkla izledi ve Comar ile yaptıklarımızın, gelecekte openSuse’de görmek istedikleri hayallerin gerçekleşmiş hali olduğunu ifade etti.

Ayrıca Paket Yönetim sistemlerinin ortak bir yapıya kavuşması ve paket yöneticileri içerisinde sunulan 3.parti bilgilerin (ekran görüntüsü, kullanıcı yorumları, ikonlar vb.) dağıtımlar arası paylaşılmasını hedefleyen AppStream projesinin geliştiricileri ile Pardus’u bu yapının içerisinde görmek için neler yapabileceğimizi, Pardus Paket Yöneticisi‘nde kullanılmak üzere geliştirdiğim AppInfo projesini paylaştık, tartıştık… Bu konu ile ilgili önümüzdeki haftalarda güzel haberler verebileceğimizi umuyorum.

En büyük üzüntümüz, hemen hemen bütün dağıtımların standı olmasına rağmen bizim standımız olmayışıydı. Stant açmak ve onu bir şekilde idare edebilmek için bir miktar daha insan gücüne ihtiyacımız vardı fakat etkinliğe sadece iki kişi gidebildik…

İlk gördüğümüzde ne olduğunu anlayamadığımız, her Türk gibi bedava ne dağıttıklarını merak ettiğimiz eylemin Key signing (Anahtar İmzalama/Paylaşma) Partisi olduğunu öğrenince çok şaşırdık, ülkemizde pek yaygın olmayan bu etkinlik kullanıcıların birbirlerine PGP anahtarlarını kimlik kartları ile onaylatarak paylaşmasından ibaret. Böylece gelip giden maillerin kaynakları konusunda ortak bir güven sağlanmış oluyor.

Brüksel’den de bahsetmeden geçmeyelim;

Her gün uyandığınızda ne zaman sabah olacak diye beklediğiniz, vücut saatinizi yerle bir eden ve yeri geldiğinde sizi iliklerinize kadar üşütebilecek iç karatıcı bir havası var Brüksel’in. Avrupa şehirlerinin ortak karakteristiği olan sürekli bir durgunluğa, bisiklet yollarına ve yayaların öncelikli olduğu bir trafik hayatına da sahip olduğunu eklemek gerek. Şehir içi ulaşımın metro ve tramvay ile sağlandığını da belirteyim, burada şaşırtıcı olan bu vasıtaları kullanmak için herhangi bir turnikeden geçmiyor oluşunuz. Metronun girişinde öylece duran bilet kontuvarları var, hafta içi birçok insanın iyi niyetle bu kontuvarları kullandığını görsekte, hafta sonu turistler dışında neredeyse kimse biletini kullanmıyor. Tramvayda aynı şekilde bu bedava gezebilme olasılığınız olan araçlardan biri.

Dükkanlarda da Türkiye’de hiç alışık olmadığımız bir durgunluk var, yani Kızılkayalar’ın önündeki o heyecanı, cıvıl cıvıl ışıkları hiçbir yerde görmeniz mümkün değil neredeyse. Henüz siz yeni yeni uyandığınızı hissetmişken 17.00’da kapanıyor, sabah 10.00 gibi de açılıyor dükkanlar Brüksel ‘de.

Biraz bizden değil gibi, nasıl anlatsam, biraz yukarıdalar, lüks gibi değil de daha çok hani saray eşrafından denir ya, öyle işte Brüksel…

Erkan Tekman‘ın ısrarlarına dayanamayarak gittiğimiz Aux Armes de Bruxelles‘de yediğimiz yemeği eklemeden de geçemeyeceğim (Kendisi et oluyor efendim, bildiğimiz dana eti biftek yani öyle birşey)…

Son olarak biraz sanatsal bir çalışma yapalım dedik ve dönüş yolunda “Bir Biletin Başkaldırışı” adlı kısa bir film çektik, afiyet.

Bir Biletin Başkaldırışı, asosyal çevrede kendi evrimini tamamlamayı henüz başarmış inek takımından iki kişinin eline geçen çaresiz Brüksel biletinin amansız başkaldırışı… Sürükleyici maceraları ve bitmek tükenmek bilmeyen azmiyle içinde bulunduğu kapalı dünyadan kurtulmak için bilet üstü bir çaba sarf ederken izlediğimiz Brüksel Bileti, bugüne kadar gösterilmiş en iyi bilet performansı ile de büyük keyif veriyor…

Başrollerini Brüksel Bileti ile Gökçen Eraslan’ın paylaştığı bu heyecan dolu macera, birçok ünlü esere can vermiş ünlü Yönetmen ve Senarist Gökmen Göksel’in eseri..

Bir Biletin Başkaldırışı from Gökmen Göksel on Vimeo.

Tags: ,

February 4, 2011 14

Pardus 2011

Pardus developer community proudly present Pardus 2011.

This release is the 5th major installation release that has shipped since the project had begun in 2003 by TÜBİTAK BİLGEM (Center of Research For Advanced Technologies Of Informatics And Information Security) and offers many new features among a more stable experience.

Some of new features that we made in Pardus 2011;

  • YALI, the installer of Pardus, gained LVM/RAID and UUID support.
  • The user interface is completely redesigned to improve the usability.
  • Users are now able to select between Open Source and proprietary drivers for their NVIDIA video adapters.

  • Kaptan, the desktop customization tool of Pardus, now optionally captures your picture and sets it as your avatar in KDE.
  • Users are now able to select their preferred icon theme which will be used in their KDE desktop environment.
  • The user interface is completely redesigned to improve the usability.

  • Pisi now internally uses XZ as the default compression algorithm.
  • Binary package names now reflects the architecture and the distribution release for which the package is built.
  • Various speed enhancements has been done in the core components for a better package management experience.

  • Users are now able to vote for a package and see the screenshots of graphical applications shipped within packages.
  • The graphical user interface is redesigned to improve the usability. Various speed enhancements has been done for a better graphical package management experience.
  • A lot of KDE integration work has been done including the usage of KDE system tray.
And lots of fresh stuff;
  • Kernel – The Linux kernel shipped with Pardus 2011 is 2.6.37 which is the latest stable kernel released on 2011/01/05.
  • Plymouth – The bootsplash technology used in Pardus 2009.2 is completely dropped and replaced by the new Plymouth engine.
  • Python – Python is updated to 2.7.1.
  • Perl – Perl is updated to 5.12.2.
  • X.org – xorg-server is updated to 1.9.4 RC1, improvements to the automatic driver configuration mechanism has been done by our developers.
  • TeX Live – TeX Live documentation stack is updated to 2009.
Pardus 2011 comes with KDE Software Compilation, 4.5.5 . The base packages also contains numerous backports and fixes which will improve the stability of your desktop experience significantly.
You can download 32-bit and 64-bit versions from Pardus Download Page. Have fun !
p.s. We will be attending Fosdem with my colleague Gökçen Eraslan, we have talks about Pardus Technologies in CrossDistro devroom (COMAR and Pisi) and we will bring some Pardus 2011 DVDs, you have a chance to get an original Pardus 2011 DVD at Fosdem ;)

Tags: ,

November 25, 2010 4

Service Manager meets PDS…

As you may know, service-manager of Pardus uses COMAR backend to handle service status.. And we have a simple interface for this. I have made some change to service-manager ui for user requests from our Turkish Community OzgurlukIcin.com (ozgurluk icin means “for freedom” in Turkish)..

Users wanted to see service descriptions in service-manager and I tried to find a proper solution, here is the result;

Service Manager meets PDS from Gökmen Göksel on Vimeo.

Tags: ,

November 8, 2010 1

A small touch.

While using the Package Manager of Pardus, I have always been annoyed with the animation of package list.

In Package Manager, when user clicked on a package -to get its details-, details comes with sliding-down animation. And then if user clicks the same package, details goes away with sliding up animation.

But, when user clicks a different package while one of them opened before, it closes the first one directly (no animation) and then shows the new one with a sliding down animation. A small touch;

--- trunk/kde/package-manager/manager/src/rowanimator.py	2010/10/20 13:51:19	32615
+++ trunk/kde/package-manager/manager/src/rowanimator.py	2010/11/07 20:29:59	32912
@@ -45,16 +45,27 @@
         self.direction = DOWN
         self.row = None
         self.lastrow = None
-        self.timeLine = QTimeLine(300)
         self.t_view = updater
+        self.initTimeLine()
+        self.hoverLinkFilter = HoverLinkFilter(self)
+        self.t_view.installEventFilter(self.hoverLinkFilter)

+    def initTimeLine(self):
+        self.timeLine = QTimeLine(300)
         QObject.connect(self.timeLine, SIGNAL("frameChanged(int)"), self.updateSize)
         QObject.connect(self.timeLine, SIGNAL("finished()"), self.finished)
+        self.timeLine.setDirection(QTimeLine.Backward)

-        self.hoverLinkFilter = HoverLinkFilter(self)
-        self.t_view.installEventFilter(self.hoverLinkFilter)
+    def animate(self, row, reverseOld = False):
+        if self.row >= 0:
+            if not self.row == row:
+                self.timeLine.setFrameRange(DEFAULT_HEIGHT, self.max_height)
+                self.timeLine.start()
+                QObject.connect(self.timeLine, SIGNAL("finished()"), lambda: self.animate(row, True))
+                if not reverseOld:
+                    return

-    def animate(self, row):
+        self.initTimeLine()
         self.setRow(row)
         self.timeLine.setFrameRange(DEFAULT_HEIGHT, self.max_height)
         self.timeLine.start()

Fixed it :) Here are the results;

The old one;


Old Package List Animation from Gökmen Göksel on Vimeo.

The new one;


New Package List Animation from Gökmen Göksel on Vimeo.

Tags: ,