February 21, 2011 5

Fosdem 2011

Fosdem, ilki 2001 yılında yapılan Avrupa’nın topluluk tarafından yürütülen en büyük özgür yazılım etkinliği. Bu yıl 11.si düzenlenen etkinlikte 300 sunum ve bu sunumları izlemeye, bilgi paylaşımında bulunmaya gelen 6000′den fazla katılımcı vardı. Brüksel Halk Üniversitesi‘nde gerçekleştirilen etkinliğe, Pardus’u tanıtmak ve diğer dağıtım geliştiricileri ile görüşmek üzere geçtiğimiz hafta Gökçen ile birlikte Brüksel‘deydik.

Birçok kişi katılıyor olmasına ve paralel birçok sunum olmasına rağmen, kalabalık dışında hemen hemen hiç sorun yoktu..

Ben Cumartesi günü Comar ‘ın teknolojik altyapısı ve yönetici ailesinin gelişimi ile ilgili bir sunum yaptım…

Pazar günü de Gökçen, Pardus ve Pisi hakkında bir sunum yaptı…

Sunumlara genel ilgi çok fazla olmasa da özellikle hedeflediğimiz işler arasında olan, diğer dağıtım geliştiricileri ile olası geliştirme süreçlerinde birlikte çalışmak üzere çok güzel lobi çalışmaları yaptık. Özellikle openSUSE‘den Yast takımının lideri Duncan Mac-Vicar P. Comar ve onun çevresinde geliştirmiş olduğumuz yönetici ailesini hayranlıkla izledi ve Comar ile yaptıklarımızın, gelecekte openSuse’de görmek istedikleri hayallerin gerçekleşmiş hali olduğunu ifade etti.

Ayrıca Paket Yönetim sistemlerinin ortak bir yapıya kavuşması ve paket yöneticileri içerisinde sunulan 3.parti bilgilerin (ekran görüntüsü, kullanıcı yorumları, ikonlar vb.) dağıtımlar arası paylaşılmasını hedefleyen AppStream projesinin geliştiricileri ile Pardus’u bu yapının içerisinde görmek için neler yapabileceğimizi, Pardus Paket Yöneticisi‘nde kullanılmak üzere geliştirdiğim AppInfo projesini paylaştık, tartıştık… Bu konu ile ilgili önümüzdeki haftalarda güzel haberler verebileceğimizi umuyorum.

En büyük üzüntümüz, hemen hemen bütün dağıtımların standı olmasına rağmen bizim standımız olmayışıydı. Stant açmak ve onu bir şekilde idare edebilmek için bir miktar daha insan gücüne ihtiyacımız vardı fakat etkinliğe sadece iki kişi gidebildik…

İlk gördüğümüzde ne olduğunu anlayamadığımız, her Türk gibi bedava ne dağıttıklarını merak ettiğimiz eylemin Key signing (Anahtar İmzalama/Paylaşma) Partisi olduğunu öğrenince çok şaşırdık, ülkemizde pek yaygın olmayan bu etkinlik kullanıcıların birbirlerine PGP anahtarlarını kimlik kartları ile onaylatarak paylaşmasından ibaret. Böylece gelip giden maillerin kaynakları konusunda ortak bir güven sağlanmış oluyor.

Brüksel’den de bahsetmeden geçmeyelim;

Her gün uyandığınızda ne zaman sabah olacak diye beklediğiniz, vücut saatinizi yerle bir eden ve yeri geldiğinde sizi iliklerinize kadar üşütebilecek iç karatıcı bir havası var Brüksel’in. Avrupa şehirlerinin ortak karakteristiği olan sürekli bir durgunluğa, bisiklet yollarına ve yayaların öncelikli olduğu bir trafik hayatına da sahip olduğunu eklemek gerek. Şehir içi ulaşımın metro ve tramvay ile sağlandığını da belirteyim, burada şaşırtıcı olan bu vasıtaları kullanmak için herhangi bir turnikeden geçmiyor oluşunuz. Metronun girişinde öylece duran bilet kontuvarları var, hafta içi birçok insanın iyi niyetle bu kontuvarları kullandığını görsekte, hafta sonu turistler dışında neredeyse kimse biletini kullanmıyor. Tramvayda aynı şekilde bu bedava gezebilme olasılığınız olan araçlardan biri.

Dükkanlarda da Türkiye’de hiç alışık olmadığımız bir durgunluk var, yani Kızılkayalar’ın önündeki o heyecanı, cıvıl cıvıl ışıkları hiçbir yerde görmeniz mümkün değil neredeyse. Henüz siz yeni yeni uyandığınızı hissetmişken 17.00′da kapanıyor, sabah 10.00 gibi de açılıyor dükkanlar Brüksel ‘de.

Biraz bizden değil gibi, nasıl anlatsam, biraz yukarıdalar, lüks gibi değil de daha çok hani saray eşrafından denir ya, öyle işte Brüksel…

Erkan Tekman‘ın ısrarlarına dayanamayarak gittiğimiz Aux Armes de Bruxelles‘de yediğimiz yemeği eklemeden de geçemeyeceğim (Kendisi et oluyor efendim, bildiğimiz dana eti biftek yani öyle birşey)…

Son olarak biraz sanatsal bir çalışma yapalım dedik ve dönüş yolunda “Bir Biletin Başkaldırışı” adlı kısa bir film çektik, afiyet.

Bir Biletin Başkaldırışı, asosyal çevrede kendi evrimini tamamlamayı henüz başarmış inek takımından iki kişinin eline geçen çaresiz Brüksel biletinin amansız başkaldırışı… Sürükleyici maceraları ve bitmek tükenmek bilmeyen azmiyle içinde bulunduğu kapalı dünyadan kurtulmak için bilet üstü bir çaba sarf ederken izlediğimiz Brüksel Bileti, bugüne kadar gösterilmiş en iyi bilet performansı ile de büyük keyif veriyor…

Başrollerini Brüksel Bileti ile Gökçen Eraslan’ın paylaştığı bu heyecan dolu macera, birçok ünlü esere can vermiş ünlü Yönetmen ve Senarist Gökmen Göksel’in eseri..

Bir Biletin Başkaldırışı from Gökmen Göksel on Vimeo.

Tags: ,

5 Responses to “Fosdem 2011”

  1. Arkadaşım filme bir fon müziği bari ekleseydin ;)

  2. Biletin içinde bulunduğu acımasız dünyayı tasvir edebilecek, o acı dolu anlara tanıklık edebilecek bir müzik bulamadım ne yazık ki :)

  3. Emin Tatli says:

    Acik anahtar imzalama partileri ile ilgili zamaninda söyle bir makale yazmistim: http://csirt.ulakbim.gov.tr/dokumanlar/anahtarimzalamapartisi.pdf

  4. Çok güzel bir kaynak olmuş, konu ile ilgili pek Türkçe kaynak yoktu en son baktığımda, ulaşılabilir biryerlere koyulabilir bence bu bilgi (wiki benzeri), ellerinize sağlık.

  5. Cagin Donmez says:

    inanmıyorum, eğer Brükselde böyle birşey düzenlendiğini bilseydim kesinlikle gelirdim. İnanılmaz üzüldüm şu an.

Leave a Reply