August 8, 2013 1

Koding, yeni bir bakış açısı…

header

Geliştirme yapmaya karar vermiş her insan kişisinin başına gelenler tabi ki bizim de başımıza geldi; donanımların pahalı olması, yazılım geliştirmek için gerekli yazılımların çok da kolay bulunabilir/kullanılabilir hale getirilememesi, yaptığınızı kolay bir şekilde paylaşıp diğer insanlardan ihticayınız olan geri bildirimi alamamanız vs. vs.

Şimdi biraz okuyan, kendini geliştiren ve kullanılabilir/satılabilir bir yazılım geliştirmeye karar veren ilk insanın yapacağı hareket büyük ihtimalle bir sunucu kiralamak/almak, o sunucuyu ayağa kaldırmak, ayarlarını yapmak için bir kaç gününü harcamak olacaktır. Alan adı vs. gibi ayrıntılara girmiyorum bile. Bunların hepsini başarabilirse (ne geliştiriciler kaybettik bu arada) oturacak kod yazacak ve ortaya işe yarar bir ürün çıkacak…

Sanırım bir önceki paragrafın sonundaki üç nokta bir çok şey anlatıyor. Bu işler çok zor ve bir çok insan bu aşamalarda pes ediyor ya da yavaşlıyor. İşte tam da bu nedenden dolayı ortaya çıkan Koding’in, bugün (biraz önce) kapılarını herkese açtık, (Basın bültenine buradan ve Devrim Yaşar‘ın harika blog yazısına da buradan ulaşabilirsiniz -İngilizce) artık davetiye beklemeden Koding.com‘a giderek kayıt olabilir ve birazdan sıralayacağım harikalardan ücretsiz yararlanabilirsiniz! 

- Enfes bir geliştirme ortamı

dev_

- Harika bir editor

editor_

- Sınırlar olmadan sanal makine deneyimi: Tarayıcınızın içinden erişebileceğiniz hatta yönetici yetkilerine (a.k.a root) sahip olduğunuz bir sanal makineden bahsediyorum :) free as in beer. VM’lerde Ubuntu kullanıyoruz.

root-vms_

- Gerçek Terminal, tarayıcının tam da içinde!

terminal_

- Kolay, yenilikçi alan adı yönetimi

domains_

- Hayatınızı kolaylaştıracak Koding uygulamaları

kdapps_

- Açık kaynak uygulama kodları, Koding Framework

kdframework_

- Kod, görüş, düşünce, harika makaleler paylaşmak

social_

social2_

- Etiketler, konular

tags_

- Grup desteği ile projenize ya da ekibinize özel Koding kopyaları yaratmak

groups_

- Tam ihtiycanız olduğunda size yön gösterecek harika bir kitap

book_

 

Tüm bunlara ulaşmak için koding.com ‘da bir hesap açmanız yeterli!

Tags:

February 5, 2013 1

Sahne değişikliği, Koding.

Uzun süredir yazmıyordum bakalım neler saçmalayacağım. Kariyer hayatımın önemli bir kısmını oluşturan Pardus’tan sonra bir kaç ufak değişiklik olmuştu hayatımda, bir miktar bashetmiştim. Sigma Ar-ge‘de güzel vakit geçirdim, iyi dostlar edindim. Görsel işleme, hareket algılama konularında deneyimlerim oldu. Hatta derinlik algılayıcısı kullanan bir de oyun geliştirdim (Reach The Peak), Peak Games‘in ofisinin girişinde ziyaretçilerin oynaması için tasarlandı ve sanırım Sigma’da çalıştığım sürece yaptığım en büyük iş de bu oldu. Yazılım sektöründeyseniz kesinlikle hayatınızın bir yerine oyun geliştirmenin eğlencesini sıkıştırın derim. Görsel işleri, ses detayları, kodlaması ve test süreci ile başlı başına bir eğlence.

Şimdi de yeni haberlere geçelim. Geçtiğimiz Haziran ayından itibaren Koding için çalışmaya başladım. Eski adı Kodingen olan girişimin başında iki güzel insan var ve şansa bakın ki aynı dili konuşuyoruz. Türkiye’den iki kardeş Devrim ve Sinan Yaşar’ın kurucuları olduğu Koding ile henüz Pardus’da çalışırken tanışmış ve çok etkilenmiştim, o zaman aklımın ucundan bile geçmezdi bu satırları San Francisco‘dan yazacağım.

Koding’i pek anlatmama gerek yok sanırım (birkaç haber burada #1, #2, #3, #4, #5), ama kısaca internet tarayıcınızın içinde çalışan sanal bir geliştirme ortamı diyebilirim. Teknik detaylardan bahsetmek gerekirse; size sanal bir sunucu üzerinde tarayıcının içinden kullanabileceğiniz tam bir kabuk (shell) sunuyor, web’de geliştirme yapacağım diyen herkesin ihtiyacını karşılayacak bileşenlerde kurulu olarak geliyor. PHP, Python, Ruby, Perl, Go, CoffeeScript, Node.js, JavaScript… aklınıza ne geliyorsa diyebilirim. Her kullanıcı için 500 Mb disk alanı ve her biri 16 Mb kullanıcı limitli olan 5er adet de MySql ve MongoDB veritabanı da cabası. Sloganımız ‘Say goodbye to localhost!

Koding

Daha da ilginç olanı eski dostlarla birlikte çalışmak; Pardus’ta çok güzel işler yapan Fatih Arslan ve Tübitak kariyerimize birlikte başladığımız Bahadır Kandemir de Koding’de çalışmaya başladı. Heyecanlar yine aynı. Tabi Fatih’ler bir tane değil, Fatih Kadir Akın ve Fatih Acet‘de aramıza katılan diğer Fatih’ler oldu, hepsinin soyadı da ‘A’ ile başlıyor mu ne? Ah unutmadan en eskisinden iş arkadaşım Barış Metin‘in de Yelp‘te işe başlayıp Metin ailesini San Francisco’ya taşıması çok da iyi oldu bence, çok da güzel oldu kesin.

Daha detaylı teknik inceliklerle dolu bir yazı daha yazacağım, valla.

April 2, 2012 31

asyon Türkçe değil.

Herşey bundan yaklaşık 1 yıl önce başladı…

Danışmanlık hizmeti aldığım bir kurumdan (Back-up) gelen reklam postalarından birinde bas bas yazılan “destinasyon” kelimesini okuduğumda yaşadığım çöküntüyü anlatamam. Firmadan hizmet alımı karşılığında para ödediğim için kendimde hak olarak görüp bu durumu şikayet etmeye karar verdim. Zira “destinasyon” kelimesi Türkçe değildi, İngilizce (ya da Fransızca) olan “destination” kelimesinin fonetik halinin yazıya dökülmesiydi resmen. Aradım (zaten telefon üzerinden hizmet veren bir firma olduğu için aramak çok zor olmadı), kelimenin yanlış kullanımından ve bu şekilde kullanmaları halinde üyeliğimi iptal edeceğimden, bunun yerine kullanılabilecek kelimeler olduğundan falan bahsettim. Gayet yapıcı bir konuşmanın ardından telefonun ucundaki görevli konuyla ilgileneceklerini ve bana geri dönüş yapacaklarını söyledi. Resmen sevinmiştim. Yarım saat sonra bir arama geldi, kendinden emin ve bilmiş bir konuşma tonuyla öncelikle benim şikayetimi bana geri anlattı ve ardından zaferi kaçınılmazmış gibi bir gazla “ama ama Back-up kelimesi de İngilizceeee, ona niye bir şey demiyorsunuz kiiii” dedi. Ben de karşılığında “Back-up kelimesi İngilizce ve İngilizce’de nasıl yazılıyorsa öyle yazıyorsunuz, bunda bir problem yok, problem Türkçe olmayan bir kelimeyi Türkçeymiş gibi yazmanızda” dediğimde ise karşıdan “south park” sessizliği efekti geldi. Neyse onlar inatlarından ve yaptıkları yanlıştan vazgeçmediler ben ise üyeliğimden vazgeçtim ve konu kapandı.

Bu konu kapandı da benim içimdeki yara bir türlü kapanmadı. Gün geçtikçe sonu -asyon ile biten yeni yeni kelimeler duyuyordum: aplikasyonlokasyonkalifikasyon… Ardı arkası kesilmeyen bu yanlışlar gitgide insanlar için doğru olmaya başlıyordu ve tanıdığım birkaç kişi hariç kimse bu durumdan rahatsız değildi.

Sinir katsayımın tavan yaptığı bir gün bir alan adı satın aldım: asyonturkcedegil.com ve bu isyanımı buradan dile getirmek istedim. Dün bütün günümü bu işe ayırıp sayfayı bitirdim. Siz de isyanım var diyorsanız, bu yanlış kullanımları gördüğünüzde kelime ile ilgili bağlantıları paylaşabilirsiniz.

aplik.asyonturkcedegil.com / lok.asyonturkcedegil.com / destin.asyonturkcedegil.com / kalifik.asyonturkcedegil.com (karşılaştığınız kelimeleri eklemeye çalışacağımdır)

Not: Yukarıda yazdığım yazıda da yazım hataları olabilir, Türkçe olmayan kelimeler olabilir. Benim derdim Türkçe olmayan, Türkçe’de birçok alternatifi olan ve hâlâ ısrarla diğer dillerdeki okunuşları ile Türkçe’ye kazandırılmaya çalışan kelimeler.

Tags: ,

March 16, 2012 0

Flattr kullan, destek ol.

Hani Facebook’un meşhur “Like” düğmeleri var ya her yerde, hani hepimiz tıklıyoruz ya beğendiğimiz kedi resimlerini görünce… İşte Flattr işi maddiyata döküyor ve tıkladığınız her kedi resmi için sizin önceden belirlediğiniz bir miktarı kediye gönderiyor. Aylık bir miktar belirliyorsunuz; minimum 2 € ya da 3 $, ve bu miktar ay boyunca beğendiğiniz kedi resmi sayısına bölünerek kedilere dağıtılıyor. Yani artık ufak tefek destekler için, PayPal’a giriş yap, miktarı belirle gibi zahmetlerden kurtuluyorsunuz. Sürekli açık bir oturum da sadece bir “tık” ile desteğinizi göstermiş oluyorsunuz. Özellikle özgür yazılım geliştiricilerinin büyük bir kısmının, yaptıkları işleri kullanıcıların destekleri sayesinde yaptığını düşünürsek bu ufak tefek desteklerin ne çok işe yaradığını tahmin edemezsiniz.

Ayrıca kendi siteniz, günlüğünüz ya da dünyayı yerinden sarsacak projeleriniz için de destek almak üzere siz de Flattr’a üye olup sitenize Flattr düğmelerinden yerleştirebilirsiniz.

Ayda 2 € hiçbirimize zarar vermez dostum.

Tags: ,

January 12, 2012 2

Özgürlük demişken

Geliştirdiğiniz bir yazılımı insanların daha fazla faydalanabilmesi için kodları ile birlikte dağıtmak fikri. İlk duyduğumda biraz garip gelmişti, geçmesi 1-2 dakika sürdü.

Ardından işe koyuldum; önce paylaşımdan faydalanan tarafta yer aldım. Özgür yazılım geliştiren insanların paylaştığı kodları incelendim, bazı değişiklikler yaptım, işime yaramayan kısımları attım, paketledim ve sattım. Para kazanınca, kendimi kodlarından yararlandığım insana borçlu hissettim. Para teklif ettim, istemedi. Onun yerine onun bana yaptığı gibi benim de ona katkı vermemi istedi. Yazılım ile ilgili yanlış olduğunu düşündüğüm kısımları söyledim, birkaç hatayı düzelttim, bazı değişiklikler ile ilgili tartıştım ve bir şekilde yazılımı geliştirdim. Yeri geldi birbirimizi ikna edemedik, bir önceki sürümden sonra yollarımızı ayırdık. Yeri geldi işi gücü bırakıp bira içmeye gittik.

Özgür yazılımı yukarıda anlattığım gibi ele alıyorum ben. Ne üzerinde çalıştığım platformun özgürlüğü, ne de şu anda bu satırları yazdığım yazılım ile ilgili özgürlük detayları ilgilendirmiyor beni. Bugüne kadar yazdığım satır kod şu anda İnternet üzerinden erişilebiliyor, özgürce başkaları tarafından kullanılabiliyor ve yine bir şekilde birilerinin işine yarıyorsa bu benim için yeterli. Biraz daha açıklamak gerekirse; Windows üzerinde dahi uygulama geliştirebilirim (tercih etmem ama zorunda kalırsam geliştiririm) ve o uygulamayı özgür bir şekilde kullanılmak üzere insanlara dağıtabilirim. Bu benim için özgürlük dışı bir davranış olarak gözükmüyor. Hatta eski tartışmalara da taş atmak gerekirse; ben yazılım geliştirirken Jira dahi kullanabilirim; bu Pardus için doğru olmayabilir, projenin gereksinimleri, hedefleri vs. ile ilgili başka durumlar söz konusu olabilir ve özgür olmayan bir yazılım kullanarak özgür yazılım geliştirmek konusu tartışmaya açılabilir. Fakat kişisel olarak geliştirdiğim/geliştireceğim uygulamaları geliştirirken kullanacağım yazılımların özgür olup olmaması beni zerre ilgilendirmiyor.

Bunları buraya geçmişten bir not kalsın diye, 10 yıl aradan sonra kapalı kodlu yazılım geliştirmek zorunda olduğum için yazıyorum. Hiçbir zaman Richard M. Stallman gibi bir bakış açısına sahip olamadım, doğru olduğunu ya da yanlış olduğunu tartışmıyorum, fakat benim özgürlük bakış açımda sadece benim neyi nasıl yaptığım önemli. Ben herhangi bir insanın işine yarayacak bir uygulama geliştirdiysem, bunu özgürce kullanmasını, değiştirmesini ve hatta tekrar dağıtabilmesini garantilediysem bu bana yeterli geliyor.

Yani ben Windows üzerinde özgür bir yazılım geliştirebilir, kullandığım görselleri Photoshop ile hazırlayabilirim. Yine eklemek gerek; tercih etmem ama yapabilirim ve bu yazılımların özgürlüğü konusunda da herhangi bir endişe duymam.

Tags: , , , ,

January 12, 2012 3

Yeni bir iş.

14 Aralık 2011 tarihi itibarı ile Tübitak/Bilgem’den ve en önemlisi hayatımın önemli bir yerinde duran Pardus projesinden çeşitli sebeplerle ayrıldım. Yaşamak için maalesef para kazanmanın şart olması ve benim de çalışmadan durmayı pek sevmeyen biri olmam sebebi ile özel sektöre geri dönmüş bulundum; 19 Aralık 2011′den beri Sigma R&D‘de yazılım geliştiricisi olarak çalışıyorum.

Genelde bilgisayar bilimleri ve bilgisayarlı görsel işleme ile ilgili işler yapıyoruz, %99′u eğlenceli işlerden bahsediyorum. Microsoft’un XBox 360 için geliştirmiş olduğu hareket algılama (derinlik, görsel veri) oyuncağı Kinect ve yakın zamanda birkaç firmanın da sunumunu yapacağı girdi aygıtlarını kullanıyoruz.

Sigma R&D’de daha önceden geliştirilmiş bir kütüphanemiz var; Sigma Natural Interface Library (SigmaNIL). Bu kütüphaneyi kullanarak kamera ve derinlik bilgisi sunabilen ve şu an için OpenNI tarafından desteklenen herhangi bir aygıttan gelen verilere dayanarak fiziksel hareketlere anlam kazandırabiliyoruz. Bu şu anlama geliyor; herhangi ek bir aygıt kullanmadan sadece hareket ederek bilgisayara istediğinizi yaptırabiliyorsunuz. Ben de genel olarak bu kütüphaneyi kullanabilen uygulamalar geliştirmekle uğraşıyorum. Görsel etkileşim içeren basit uygulamalar ya da oyunlar gibi. Yine Qt ile fakat bu sefer C++ kullanıyorum.

OpenNI açık kaynak bir API sunduğu için SigmaNIL’de OpenNI’ın desteklediği herhangi bir platformda çalışabiliyor. Belki hatırlayanlarınız vardır, Cebit 2011′de Pardus standında Pardus üzerinde bir oyun oynatmışlardı ;)

Şu an için herşey güzel gidiyor, devamında da öyle olmasını umuyorum. Özgür yazılımdan kopmadım fakat işim gereği geliştirdiğim uygulamaların bir kısmı kapalı kodlu olacak. Ekipçe özgür yazılıma pek uzak olmadığımız için zaman zaman geliştirdiğimiz bazı araçların kodlarını açacağımız kesin ;) Hatta geçtiğimiz günlerde ilk adımı ben attım.

Tags: , , , , , ,

January 5, 2012 14

Ucuz olma, Özgür ol.

Pardus projesi Tübitak/Uekae’de birtakım çalışanlar ve bu çalışanların yaptıkları/yapacakları işlere inanan ya da gönül veren gönüllüler tarafından geliştirilen bir özgür yazılım projesidir. Özgür bir şekilde kullanılabilir, dağıtılabilir ya da değiştirilebilir.  Kendi içinde birçok alt proje barındırır. Dünya üzerinde birçok kaynaktan erişebileceğiniz özgür yazılımların dışında yukarıda bahsedilen insanlar tarafından geliştirilmiş teknolojileri vardır; paket yönetim sistemi, yönetim altyapısı, yönetim arayüzleri vs. [1] adresinden geliştirilmiş teknolojilere, [2] adresinden üzerinde birçok değişiklik/düzenleme vs. gerçekleştirilmiş diğer özgür yazılımların bulunduğu paket deposuna erişilebilir.

Pardus bugüne dek Türkiye’de gerçekleştirilmiş en büyük Özgür Yazılım projesidir.

Özellikle Türkiye’de yaşayan birçok insan için Özgür Yazılım ile tanışmanın sebebidir. Birçok insanın hayatını değiştirmiştir. Birçok yeni iş sahası ortaya çıkartmıştır.

~ * ~

Bir Özgür Yazılım projesi olarak gerçekleştirilmesine rağmen aynı zamanda Devlet desteği ile varlığını ortaya koyabilmiş bir projedir ve bu iki ayrı kavramın birbiri ile çatışmasından dolayı ortaya çıkmış hassasiyetin cezasını çekmiştir. Özgür yazılımın gerekleri ile Devlet’in gerekleri her zaman kesişememiştir.

~ * ~

“Türkçeye çevirmişler, sonra da biz yaptık diyorlar!

“Pardus Linux üstüne kurulmuştur, sıkıyorsa onu da yapsınlar!”

“Yeni bir şeye ne gerek var Debian çok güzel onu geliştirselerdi!”

… gibi söyleyen kişiler için çok büyük manalara gelen, fakat işin içinde olan insanlar için çok da öyle olmayan binlerce kalıp cümle ile eleştirildi Pardus. Eleştirilmesinde bir problem yok, zira eleştiriler insanlara nedenlerini anlatma, kendini düzeltebilme imkanı sağlar. Fakat eleştirmek için bir bilgi, birikim ve bikini gerekir.

~ * ~

Özgür Yazılım geliştirenler bilirler, e-posta listelerinde ya da irc kanallarında her an azar işitebilirsiniz. Bu hiç de sıra dışı bir olay değildir hele Türklere özel hiç değildir. Dünya üzerindeki bütün Özgür Yazılım geliştirenler için geçerlidir. Bunu dahi bilmeden bu tip davranışların sorumlusu bırakılmıştır Pardus ve Pardus Geliştiricileri. Doğru mudur, değil midir, herkes öyle yapıyor diye yapmak zorunda mıyızdır. Bunlar tabi ki tartışılabilir fakat bir şekilde özgür yazılımın doğası gereği bu iş böyledir.

~ * ~

Bunun dışında başka bir kesim daha vardır; tartışmak için gerekli altyapıya, bilgiye, birikime ve hatta bikiniye sahip olan fakat sadece tartışan. İşte bu tip insanlar genelde bizim ülkemize mensuptur. Bir ayrıntıyı da eklemek lazım; “sadece tartışan insanlar”. Dünya üzerinde tartışma kısmına kadar aynı olan fakat tartışma kısmını aştıktan sonra çokça övündükleri bilgi, birikim ve bikinileri ile gerçekten tartıştıkları noktada yeni bir akım yaratabilen insanlar. Biz özgür yazılımda buna çatallama (fork) diyoruz. Beğenmiyor musun? Dediğini yaptırmaya ikna edemiyor musun? O zaman çatallarsın! Bu dünyada bu şekilde çalışır, özgür olmanın dezavantajı ya da avantajı da budur.

~ * ~

Pardus projesinin içinde bulunmuş olmaktan çok mutluyum, kim ne derse desin artık pek umursamıyorum. İleride konuşmak için gerekli altyapıya sahip olsanız bile umursamıyorum. Biz çok güzel işler yaptık, çok yanlış işler de yaptık ama adım gibi eminim ki yaptığımız doğrular, yaptığımız yanlışlardan katbekat fazla.

~ * ~

Tübitak çalışanlarının açıklama yapmaması konusunda da bir not ekleyeyim; çalışanlar da ne olacağını, ne zaman neye karar verileceğini bilmiyor! Bu kararsızlığın sebebi maalesef projenin başarısızlığı ya da başarısı değil, Tübitak’ın kendi iç meselesi. Bu yüzden geriye iki seçenek kalıyor; ya çatallayacaksın Pardus’u ya da birilerinin keyfini bekleyeceksin. Her iki yolda da bekleyen birileri olacaktır, ben bundan eminim. Tabi her durumda yukarıdaki engeller karşınıza çıkacaktır.

~ * ~

Özgür Yazılımlar yok olmaz.

Tags: , , ,

December 26, 2011 2

Ayrılık

Yaklaşık iki ay önce işlerin yoluna girebileceğini, ayrılmaların Pardus’un gelişimini etkilemeyeceğini anlatan; geçmişten bir çok örnek içeren bir nevi bir moral yazısı yazmıştım. O yazı da yazdıklarım hala geçerli tabi ki. Fakat yazının başlığından olsa gerek insanlar benim de Pardus’tan ayrıldığımı düşünmüş olacaklar dı ki, ayrıca bir de dipnot eklemiştim bir yere gitmediğime dair. Şimdi o dipnot yalan oldu, 14 Aralık 2011, benim Pardus ofisinde çalıştığım son gün oldu.

 

Neden ayrıldığımı soracak olursanız cevabım kısaca “sıkıldım” olacak, cevabımın nedenlerini bilenler biliyordur, bilmeyenler de bilmesin…

Bugün bu yazıyı yazdığımda Pardus ofisinden ayrılışımın ikinci haftasındayım. Neredeyse 6 yıldır aynı insanlarla, aynı konu üzerinde fakat her zaman farklı alanlarda çalıştım. Özgür yazılıma katkım o veya bu şekilde yine olacaktır fakat yeni işim (Sigma RD’de Kinect ile akla hayale sığmayacak teknolojiler geliştiriyoruz, dünyayı ele geçireceğiz) gereği eskisi gibi çalışamayacağım aşikar. Özgür yazılım camiasına, özgür yazılım kullanan insanlara bir yararım dokunduysa ne mutlu bana. Sağlıcakla kalın.

Bu paragraftan sonrakilerin hiçbirini okumasanız da olur, kendi kendime neler yapmışımın notlarını aldım sadece.

(more…)

Tags: , , , , , , ,

October 18, 2011 4

Yeni bir başlangıç

Pardus projesinde çalışmaya 2006 yılında başladım, Bahadır Kandemir ile birlikte aynı gün işe girdik. Çalışmaya başladığımızda bir çoğunuzun yakından tanıyacağı isimler Barış Metin, Onur Küçük, İsmail Dönmez, A.Murat Eren, A.Erkan TekmanGürer Özen, Görkem Çetin, S.Çağlar Onur, Eray ÖzkuralUmut Pulat, Serdar Köylü, Mehmet D. Akın ve Koray Löker ekipte yer alıyordu. Şu anda iş yerinde sadece Koray Löker ve A.Erkan Tekman var bu ekipten tanıdığım.

Biz işe girdikten sonra bu ekipteki insanlar yavaş yavaş ayrıldı, yerlerine yenileri gelmeye başladı. Faik UygurEkin Meroğlu, Pınar Yanardağ, Ali Erdinç Köroğlu, Gökçen Eraslan, Ozan Çağlayan, Eren TürkayFatih Aşıcı, Mete Alpaslan, Işıl Poyraz, Semen Cirit, Serbülent Ünsal, Ali Ulvi TunçTaner Taş, Gökhan Özkan… Sonra onlardan da bir çoğu gitti, geriye sadece Ekin Meroğlu, Ozan Çağlayan, Eren Türkay, Ali Ulvi TunçSemen Cirit ve askerden döndüğünde aramıza geri dönmeye karar verirse Fatih Aşıcı kaldı.

Ben askere gittim geldim, 2010 başında yeni ofiste işe başladım. İşe başladığımda aramıza yeni insanlar katılmıştı; Renan Çakırerk, H.İbrahim Güngör, Akın Ömeroğlu, Serdar Dalgıç, Mehmet Emre Atasever… İşe başladıktan sonra yeni gelenler de oldu; Yasemin Yiğit Kuru, Hakan Şimşek, Uğur Eke. Sonrasında ekip büyümeye devam etti; Metin AkdereFatih ArslanBeyza ErmişÇağlar KilimciGökhan ÖzbulakMehmet ÖzdemirMeltem ParmaksızErdem Bayer ve Mete Bilgin aramıza katıldılar. Ve en son katılımla Nihan KatipoğluBertan GündoğduKaan Özdinçer ve Pamir Talazan ekipteki yerlerini aldılar.

Ne çok insan geçmiş değil mi Pardus ofisinden? (Sayamadıklarım kusura bakmasın, öptüm kıps)

Neyse, konuya biraz geçmişten başlamış olsam da aslında son durumdan bahsetmek istiyordum. Geçmişi hatırladık fena olmadı ;)

En son sevgili dostum Gökçen Eraslan, akademik dünyanın altını üstüne getirecek genç bilim adamı olmak üzere aramızdan ayrıldı. Ondan önce 10 yıldan fazla zamandır tanıdığım ağabeyim (iki~üç yaş var aramızda ama adam ağabey gibi:)) Onur Küçük, özgür yazılıma başka alanlarda da katkı verebilmek üzere 2004′ten beri çalıştığı Pardus’tan ayrıldı. Daha öncesinde de yine çok sevgili dostum Bahadır Kandemir ve Mete Alpaslan Living in America şarkısını seslendirmek üzere eski ekipten Barış Metin, Gürer Özen ve S.Çağlar Onur‘un da çalıştığı Verivue‘da işe başladılar. Erdem Bayer askere gitti. Meltem Parmaksız Tübitak içerisinde başka bir projede çalışmaya başladı.

Artık ofiste karşı masamda Bahadır yerine Bertan oturuyor. Çözemediğim soruları sorup kafasını ütülemeye gittiğim Onur‘un yerinde Nihan, Gökçen‘in yerinde henüz kimse oturmuyor. Meltem için de durum aynı. Çağlar, Mete‘nin yerine geçmekle kalmayıp bilgisayarını bile sahiplenmiş :)

Hiçbir şey eskisi gibi değil, olmayacak da, olmaması gerekiyor zaten. Bunların hepsi yeni yeni başlangıçlar yapmak, tazelenmek, toparlanmak, ayağa kalkıp geleceğe tekrardan bakabilmek için ortaya çıkan fırsatlar aslında. İşte bu yüzden elimizdeki fırsatları değerlendirmek zorundayız, ne kadar zorlanırsak zorlanalım sonuna kadar mücadele etmeliyiz.

Ben özgür yazılıma inanan biriyim, özgür yazılım ile birlikte insanların daha çok şey keşfedebileceklerine, ulaşamadıkları yerlere ulaşabileceklerine inanıyorum. Ne güzeldir ki yukarıda adı geçen insanların hepsi de öyle ya da böyle özgür yazılıma katkı vermiş, verdikleri katkı sayesinde insanlara yol göstermeyi başarabilmiş insanlar. Hepsi harika insanlar, umarım çok mutlu ve çok başarılı olurlar.

Sözün özü, bu ekip Pardus’u geliştirmeye, özgür yazılıma katkı vermeye, daha çok insana özgür yazılımı sevdirmeye devam edecek. Bu ekip bunu daha önce yaptı yine yapacaktır!

ps. Başlık biraz yanlış anlaşılmış olabilir, ben henüz bir yere gitmiyorum fakat yeni bir başlangıç için bir yere gitmeye gerek yok onu biliyorum ;)

Tags: ,

October 10, 2011 17

Cebit Eurasia 2011 Istanbul


The biggest technology fair in Turkeyhas just been over. More than 100.000 visitors and about 1000 companies met for four days. (more…)

Tags: ,