January 12, 2012 2

Özgürlük demişken

Geliştirdiğiniz bir yazılımı insanların daha fazla faydalanabilmesi için kodları ile birlikte dağıtmak fikri. İlk duyduğumda biraz garip gelmişti, geçmesi 1-2 dakika sürdü.

Ardından işe koyuldum; önce paylaşımdan faydalanan tarafta yer aldım. Özgür yazılım geliştiren insanların paylaştığı kodları incelendim, bazı değişiklikler yaptım, işime yaramayan kısımları attım, paketledim ve sattım. Para kazanınca, kendimi kodlarından yararlandığım insana borçlu hissettim. Para teklif ettim, istemedi. Onun yerine onun bana yaptığı gibi benim de ona katkı vermemi istedi. Yazılım ile ilgili yanlış olduğunu düşündüğüm kısımları söyledim, birkaç hatayı düzelttim, bazı değişiklikler ile ilgili tartıştım ve bir şekilde yazılımı geliştirdim. Yeri geldi birbirimizi ikna edemedik, bir önceki sürümden sonra yollarımızı ayırdık. Yeri geldi işi gücü bırakıp bira içmeye gittik.

Özgür yazılımı yukarıda anlattığım gibi ele alıyorum ben. Ne üzerinde çalıştığım platformun özgürlüğü, ne de şu anda bu satırları yazdığım yazılım ile ilgili özgürlük detayları ilgilendirmiyor beni. Bugüne kadar yazdığım satır kod şu anda İnternet üzerinden erişilebiliyor, özgürce başkaları tarafından kullanılabiliyor ve yine bir şekilde birilerinin işine yarıyorsa bu benim için yeterli. Biraz daha açıklamak gerekirse; Windows üzerinde dahi uygulama geliştirebilirim (tercih etmem ama zorunda kalırsam geliştiririm) ve o uygulamayı özgür bir şekilde kullanılmak üzere insanlara dağıtabilirim. Bu benim için özgürlük dışı bir davranış olarak gözükmüyor. Hatta eski tartışmalara da taş atmak gerekirse; ben yazılım geliştirirken Jira dahi kullanabilirim; bu Pardus için doğru olmayabilir, projenin gereksinimleri, hedefleri vs. ile ilgili başka durumlar söz konusu olabilir ve özgür olmayan bir yazılım kullanarak özgür yazılım geliştirmek konusu tartışmaya açılabilir. Fakat kişisel olarak geliştirdiğim/geliştireceğim uygulamaları geliştirirken kullanacağım yazılımların özgür olup olmaması beni zerre ilgilendirmiyor.

Bunları buraya geçmişten bir not kalsın diye, 10 yıl aradan sonra kapalı kodlu yazılım geliştirmek zorunda olduğum için yazıyorum. Hiçbir zaman Richard M. Stallman gibi bir bakış açısına sahip olamadım, doğru olduğunu ya da yanlış olduğunu tartışmıyorum, fakat benim özgürlük bakış açımda sadece benim neyi nasıl yaptığım önemli. Ben herhangi bir insanın işine yarayacak bir uygulama geliştirdiysem, bunu özgürce kullanmasını, değiştirmesini ve hatta tekrar dağıtabilmesini garantilediysem bu bana yeterli geliyor.

Yani ben Windows üzerinde özgür bir yazılım geliştirebilir, kullandığım görselleri Photoshop ile hazırlayabilirim. Yine eklemek gerek; tercih etmem ama yapabilirim ve bu yazılımların özgürlüğü konusunda da herhangi bir endişe duymam.

Tags: , , , ,

January 12, 2012 3

Yeni bir iş.

14 Aralık 2011 tarihi itibarı ile Tübitak/Bilgem’den ve en önemlisi hayatımın önemli bir yerinde duran Pardus projesinden çeşitli sebeplerle ayrıldım. Yaşamak için maalesef para kazanmanın şart olması ve benim de çalışmadan durmayı pek sevmeyen biri olmam sebebi ile özel sektöre geri dönmüş bulundum; 19 Aralık 2011′den beri Sigma R&D‘de yazılım geliştiricisi olarak çalışıyorum.

Genelde bilgisayar bilimleri ve bilgisayarlı görsel işleme ile ilgili işler yapıyoruz, %99′u eğlenceli işlerden bahsediyorum. Microsoft’un XBox 360 için geliştirmiş olduğu hareket algılama (derinlik, görsel veri) oyuncağı Kinect ve yakın zamanda birkaç firmanın da sunumunu yapacağı girdi aygıtlarını kullanıyoruz.

Sigma R&D’de daha önceden geliştirilmiş bir kütüphanemiz var; Sigma Natural Interface Library (SigmaNIL). Bu kütüphaneyi kullanarak kamera ve derinlik bilgisi sunabilen ve şu an için OpenNI tarafından desteklenen herhangi bir aygıttan gelen verilere dayanarak fiziksel hareketlere anlam kazandırabiliyoruz. Bu şu anlama geliyor; herhangi ek bir aygıt kullanmadan sadece hareket ederek bilgisayara istediğinizi yaptırabiliyorsunuz. Ben de genel olarak bu kütüphaneyi kullanabilen uygulamalar geliştirmekle uğraşıyorum. Görsel etkileşim içeren basit uygulamalar ya da oyunlar gibi. Yine Qt ile fakat bu sefer C++ kullanıyorum.

OpenNI açık kaynak bir API sunduğu için SigmaNIL’de OpenNI’ın desteklediği herhangi bir platformda çalışabiliyor. Belki hatırlayanlarınız vardır, Cebit 2011′de Pardus standında Pardus üzerinde bir oyun oynatmışlardı ;)

Şu an için herşey güzel gidiyor, devamında da öyle olmasını umuyorum. Özgür yazılımdan kopmadım fakat işim gereği geliştirdiğim uygulamaların bir kısmı kapalı kodlu olacak. Ekipçe özgür yazılıma pek uzak olmadığımız için zaman zaman geliştirdiğimiz bazı araçların kodlarını açacağımız kesin ;) Hatta geçtiğimiz günlerde ilk adımı ben attım.

Tags: , , , , , ,

January 5, 2012 13

Ucuz olma, Özgür ol.

Pardus projesi Tübitak/Uekae’de birtakım çalışanlar ve bu çalışanların yaptıkları/yapacakları işlere inanan ya da gönül veren gönüllüler tarafından geliştirilen bir özgür yazılım projesidir. Özgür bir şekilde kullanılabilir, dağıtılabilir ya da değiştirilebilir.  Kendi içinde birçok alt proje barındırır. Dünya üzerinde birçok kaynaktan erişebileceğiniz özgür yazılımların dışında yukarıda bahsedilen insanlar tarafından geliştirilmiş teknolojileri vardır; paket yönetim sistemi, yönetim altyapısı, yönetim arayüzleri vs. [1] adresinden geliştirilmiş teknolojilere, [2] adresinden üzerinde birçok değişiklik/düzenleme vs. gerçekleştirilmiş diğer özgür yazılımların bulunduğu paket deposuna erişilebilir.

Pardus bugüne dek Türkiye’de gerçekleştirilmiş en büyük Özgür Yazılım projesidir.

Özellikle Türkiye’de yaşayan birçok insan için Özgür Yazılım ile tanışmanın sebebidir. Birçok insanın hayatını değiştirmiştir. Birçok yeni iş sahası ortaya çıkartmıştır.

~ * ~

Bir Özgür Yazılım projesi olarak gerçekleştirilmesine rağmen aynı zamanda Devlet desteği ile varlığını ortaya koyabilmiş bir projedir ve bu iki ayrı kavramın birbiri ile çatışmasından dolayı ortaya çıkmış hassasiyetin cezasını çekmiştir. Özgür yazılımın gerekleri ile Devlet’in gerekleri her zaman kesişememiştir.

~ * ~

“Türkçeye çevirmişler, sonra da biz yaptık diyorlar!

“Pardus Linux üstüne kurulmuştur, sıkıyorsa onu da yapsınlar!”

“Yeni bir şeye ne gerek var Debian çok güzel onu geliştirselerdi!”

… gibi söyleyen kişiler için çok büyük manalara gelen, fakat işin içinde olan insanlar için çok da öyle olmayan binlerce kalıp cümle ile eleştirildi Pardus. Eleştirilmesinde bir problem yok, zira eleştiriler insanlara nedenlerini anlatma, kendini düzeltebilme imkanı sağlar. Fakat eleştirmek için bir bilgi, birikim ve bikini gerekir.

~ * ~

Özgür Yazılım geliştirenler bilirler, e-posta listelerinde ya da irc kanallarında her an azar işitebilirsiniz. Bu hiç de sıra dışı bir olay değildir hele Türklere özel hiç değildir. Dünya üzerindeki bütün Özgür Yazılım geliştirenler için geçerlidir. Bunu dahi bilmeden bu tip davranışların sorumlusu bırakılmıştır Pardus ve Pardus Geliştiricileri. Doğru mudur, değil midir, herkes öyle yapıyor diye yapmak zorunda mıyızdır. Bunlar tabi ki tartışılabilir fakat bir şekilde özgür yazılımın doğası gereği bu iş böyledir.

~ * ~

Bunun dışında başka bir kesim daha vardır; tartışmak için gerekli altyapıya, bilgiye, birikime ve hatta bikiniye sahip olan fakat sadece tartışan. İşte bu tip insanlar genelde bizim ülkemize mensuptur. Bir ayrıntıyı da eklemek lazım; “sadece tartışan insanlar”. Dünya üzerinde tartışma kısmına kadar aynı olan fakat tartışma kısmını aştıktan sonra çokça övündükleri bilgi, birikim ve bikinileri ile gerçekten tartıştıkları noktada yeni bir akım yaratabilen insanlar. Biz özgür yazılımda buna çatallama (fork) diyoruz. Beğenmiyor musun? Dediğini yaptırmaya ikna edemiyor musun? O zaman çatallarsın! Bu dünyada bu şekilde çalışır, özgür olmanın dezavantajı ya da avantajı da budur.

~ * ~

Pardus projesinin içinde bulunmuş olmaktan çok mutluyum, kim ne derse desin artık pek umursamıyorum. İleride konuşmak için gerekli altyapıya sahip olsanız bile umursamıyorum. Biz çok güzel işler yaptık, çok yanlış işler de yaptık ama adım gibi eminim ki yaptığımız doğrular, yaptığımız yanlışlardan katbekat fazla.

~ * ~

Tübitak çalışanlarının açıklama yapmaması konusunda da bir not ekleyeyim; çalışanlar da ne olacağını, ne zaman neye karar verileceğini bilmiyor! Bu kararsızlığın sebebi maalesef projenin başarısızlığı ya da başarısı değil, Tübitak’ın kendi iç meselesi. Bu yüzden geriye iki seçenek kalıyor; ya çatallayacaksın Pardus’u ya da birilerinin keyfini bekleyeceksin. Her iki yolda da bekleyen birileri olacaktır, ben bundan eminim. Tabi her durumda yukarıdaki engeller karşınıza çıkacaktır.

~ * ~

Özgür Yazılımlar yok olmaz.

Tags: , , ,

December 26, 2011 2

Ayrılık

Yaklaşık iki ay önce işlerin yoluna girebileceğini, ayrılmaların Pardus’un gelişimini etkilemeyeceğini anlatan; geçmişten bir çok örnek içeren bir nevi bir moral yazısı yazmıştım. O yazı da yazdıklarım hala geçerli tabi ki. Fakat yazının başlığından olsa gerek insanlar benim de Pardus’tan ayrıldığımı düşünmüş olacaklar dı ki, ayrıca bir de dipnot eklemiştim bir yere gitmediğime dair. Şimdi o dipnot yalan oldu, 14 Aralık 2011, benim Pardus ofisinde çalıştığım son gün oldu.

 

Neden ayrıldığımı soracak olursanız cevabım kısaca “sıkıldım” olacak, cevabımın nedenlerini bilenler biliyordur, bilmeyenler de bilmesin…

Bugün bu yazıyı yazdığımda Pardus ofisinden ayrılışımın ikinci haftasındayım. Neredeyse 6 yıldır aynı insanlarla, aynı konu üzerinde fakat her zaman farklı alanlarda çalıştım. Özgür yazılıma katkım o veya bu şekilde yine olacaktır fakat yeni işim (Sigma RD’de Kinect ile akla hayale sığmayacak teknolojiler geliştiriyoruz, dünyayı ele geçireceğiz) gereği eskisi gibi çalışamayacağım aşikar. Özgür yazılım camiasına, özgür yazılım kullanan insanlara bir yararım dokunduysa ne mutlu bana. Sağlıcakla kalın.

Bu paragraftan sonrakilerin hiçbirini okumasanız da olur, kendi kendime neler yapmışımın notlarını aldım sadece.

(more…)

Tags: , , , , , , ,

October 18, 2011 4

Yeni bir başlangıç

Pardus projesinde çalışmaya 2006 yılında başladım, Bahadır Kandemir ile birlikte aynı gün işe girdik. Çalışmaya başladığımızda bir çoğunuzun yakından tanıyacağı isimler Barış Metin, Onur Küçük, İsmail Dönmez, A.Murat Eren, A.Erkan TekmanGürer Özen, Görkem Çetin, S.Çağlar Onur, Eray ÖzkuralUmut Pulat, Serdar Köylü, Mehmet D. Akın ve Koray Löker ekipte yer alıyordu. Şu anda iş yerinde sadece Koray Löker ve A.Erkan Tekman var bu ekipten tanıdığım.

Biz işe girdikten sonra bu ekipteki insanlar yavaş yavaş ayrıldı, yerlerine yenileri gelmeye başladı. Faik UygurEkin Meroğlu, Pınar Yanardağ, Ali Erdinç Köroğlu, Gökçen Eraslan, Ozan Çağlayan, Eren TürkayFatih Aşıcı, Mete Alpaslan, Işıl Poyraz, Semen Cirit, Serbülent Ünsal, Ali Ulvi TunçTaner Taş, Gökhan Özkan… Sonra onlardan da bir çoğu gitti, geriye sadece Ekin Meroğlu, Ozan Çağlayan, Eren Türkay, Ali Ulvi TunçSemen Cirit ve askerden döndüğünde aramıza geri dönmeye karar verirse Fatih Aşıcı kaldı.

Ben askere gittim geldim, 2010 başında yeni ofiste işe başladım. İşe başladığımda aramıza yeni insanlar katılmıştı; Renan Çakırerk, H.İbrahim Güngör, Akın Ömeroğlu, Serdar Dalgıç, Mehmet Emre Atasever… İşe başladıktan sonra yeni gelenler de oldu; Yasemin Yiğit Kuru, Hakan Şimşek, Uğur Eke. Sonrasında ekip büyümeye devam etti; Metin AkdereFatih ArslanBeyza ErmişÇağlar KilimciGökhan ÖzbulakMehmet ÖzdemirMeltem ParmaksızErdem Bayer ve Mete Bilgin aramıza katıldılar. Ve en son katılımla Nihan KatipoğluBertan GündoğduKaan Özdinçer ve Pamir Talazan ekipteki yerlerini aldılar.

Ne çok insan geçmiş değil mi Pardus ofisinden? (Sayamadıklarım kusura bakmasın, öptüm kıps)

Neyse, konuya biraz geçmişten başlamış olsam da aslında son durumdan bahsetmek istiyordum. Geçmişi hatırladık fena olmadı ;)

En son sevgili dostum Gökçen Eraslan, akademik dünyanın altını üstüne getirecek genç bilim adamı olmak üzere aramızdan ayrıldı. Ondan önce 10 yıldan fazla zamandır tanıdığım ağabeyim (iki~üç yaş var aramızda ama adam ağabey gibi:)) Onur Küçük, özgür yazılıma başka alanlarda da katkı verebilmek üzere 2004′ten beri çalıştığı Pardus’tan ayrıldı. Daha öncesinde de yine çok sevgili dostum Bahadır Kandemir ve Mete Alpaslan Living in America şarkısını seslendirmek üzere eski ekipten Barış Metin, Gürer Özen ve S.Çağlar Onur‘un da çalıştığı Verivue‘da işe başladılar. Erdem Bayer askere gitti. Meltem Parmaksız Tübitak içerisinde başka bir projede çalışmaya başladı.

Artık ofiste karşı masamda Bahadır yerine Bertan oturuyor. Çözemediğim soruları sorup kafasını ütülemeye gittiğim Onur‘un yerinde Nihan, Gökçen‘in yerinde henüz kimse oturmuyor. Meltem için de durum aynı. Çağlar, Mete‘nin yerine geçmekle kalmayıp bilgisayarını bile sahiplenmiş :)

Hiçbir şey eskisi gibi değil, olmayacak da, olmaması gerekiyor zaten. Bunların hepsi yeni yeni başlangıçlar yapmak, tazelenmek, toparlanmak, ayağa kalkıp geleceğe tekrardan bakabilmek için ortaya çıkan fırsatlar aslında. İşte bu yüzden elimizdeki fırsatları değerlendirmek zorundayız, ne kadar zorlanırsak zorlanalım sonuna kadar mücadele etmeliyiz.

Ben özgür yazılıma inanan biriyim, özgür yazılım ile birlikte insanların daha çok şey keşfedebileceklerine, ulaşamadıkları yerlere ulaşabileceklerine inanıyorum. Ne güzeldir ki yukarıda adı geçen insanların hepsi de öyle ya da böyle özgür yazılıma katkı vermiş, verdikleri katkı sayesinde insanlara yol göstermeyi başarabilmiş insanlar. Hepsi harika insanlar, umarım çok mutlu ve çok başarılı olurlar.

Sözün özü, bu ekip Pardus’u geliştirmeye, özgür yazılıma katkı vermeye, daha çok insana özgür yazılımı sevdirmeye devam edecek. Bu ekip bunu daha önce yaptı yine yapacaktır!

ps. Başlık biraz yanlış anlaşılmış olabilir, ben henüz bir yere gitmiyorum fakat yeni bir başlangıç için bir yere gitmeye gerek yok onu biliyorum ;)

Tags: ,

October 10, 2011 17

Cebit Eurasia 2011 Istanbul


The biggest technology fair in Turkeyhas just been over. More than 100.000 visitors and about 1000 companies met for four days. (more…)

Tags: ,

September 23, 2011 0

Bağcık

Küçükken ayakkabı bağlamayı bilmediğim dönemlerde, ayakkabımın bağcıklarını çözmeden giyip çıkartırdım. Belki ufacık bir işi beceremediğimi kendime bile söylemekten çekindiğimden, belki de çok iyi bir çoçuk olduğum için (!) sırf anneme iş çıkmasın diye.

Sonra bir gün yapamadım, ya ayağım büyümüş ya da bagcık eskisi gibi sağlam değildi bilmiyorum; çözmek zorunda kaldım. Anneme de söyleyemiyorum, çünkü uyuyor. Off. Bir araya getiriyorum, üst üste koyuyorum, karıştırıyorum… Yok, olmuyor. Halbuki annem yaparken tam bir sihirbaz edası ile göz açıp kapayıncaya kadar hallediveriyordu. Benim yaptıklarım neden olmuyordu ki? Büyülü sözler mi vardı acaba? Neyse ki hayal dünyamın içinde yaptığım bu derin, çaresiz ve çocuksu gezinti sırasında annem uyanıverdi.

Bu sefer bağlamasını rica etmek yerine, bana bağlamayı öğretmesini istedim annemden, çok inanmıştım kendime, hazırdım ve yapabilirdim! Neyse salondaki koltuğa geçtik, tam olarak ve net bir şekilde o anı çok iyi hatırlıyorum. Bir tane ayakkabımı aldık, annem karşıma geçti. Yavaş yavaş ve adım adım gösterdi nasıl ayakkabı bağlanacağını… Sonunda öğrenmiştim, yaşasındı!

Bir kaç yıl sonra farkettik ki ben ayakkabı bağcıklarını herkese göre ters adımlarla bağlıyordum! Çünkü annem karşımda duruyordu ve ayakkabı bağlamayı bana göre tersten anlatmıştı! Aile arasında da çokça espri konusu olan bu durum ile ilgili yazı yazmama sebep olan şey ise aşağıda görebileceğiniz TED konuşması. Konuşmanın başlığı; “Ayakkabı Nasıl Bağlanır?” Ne mi anlatıyor dersiniz? Evet evet, digerlerinin aslında ayakkabıyı yanlış bağladığını, benim ise doğru bağladığımı… Yıllardır yanlışın bende değil de diğerlerinde olduğunu öğrenince şok oldum tabi… Aslında gerçekte en birinci benmişim oysa ki!

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=zAFcV7zuUDA[/youtube]

September 21, 2011 0

Pardus Cebit’te

Teknoloji ile ilgilenen herkesin yoğun bir şekilde ilgisini çeken Cebit bu sene de her zamanki gibi Beylikdüzü’ndeki TÜYAP fuar merkezinde düzenlenecek. Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da ekip olarak biz de Cebit’te olacağız; kocaman bir standımız, bir sürü Pardus 2011.2 DVD miz ve birçok sürprizimizle birlikte teknoloji severleri, özgür yazılım sevdalılarını bekliyor olacağız. Teknik sorulardan tutun da, özgür yazılım üstüne yapılacak geyiklerden, gelecekte bizleri ne gibi yeniliklerin beklediğini tartışabileceğimiz sohbetlere kadar birçok konu hakkında konuşabiliriz. Özgür yazılıma yeni başlayanların özellikle katılmasını, bizim standı bir ziyaret etmesini ve gönüllü olarak standda görev yapan arkadaşlarla sohbet etmesini şiddetle tavsiye ederim.

Bunların dışında her sene olduğu gibi, bu sene de Pardus’u görüp denemek, kullanmak isteyen ziyaretçilerimiz için (tabi ki Pardus kurulu) bilgisayarlarımız olacak. Diğer yıllardan farklı olarak bu yıl bilgisayarlar üzerinde oynamaktan zevk alacağınız birçok oyun da yüklü olacak. Hatta bu oyunlar arasında küçük bir yarışma düzenleyebilir, yetenekli oyuncuları Pardus tişörtü ile ödüllendirebiliriz ;) Eğer biraz çalışayım hazırlıklı geleyim derseniz biraz da oyunlardan bahsedelim:

World of Goo, 2D Boy firmasının biz teknolojik kullarına armağan ettiği bu eğlence ve keyif dolu bulmaca oyun, özellikle tüm platformlarda oynanabilmesi ile büyük bir hayran kitlesi yarattı. Kendine has hikâyesi, karakterleri ve eğlenceli tarzı sayesinde büyük ilgi toplayan World of Goo, Goo karakterlerinin kaçışını konu alıyor. Amaç karakterleri birbirine bağlayarak köprüler oluşturmak ve bu köprülerle Goo’ları bulundukları delikten çıkartmak.


Secret Maryo Chronicles, okunuşundan da anlayabileceğiniz gibi Nintendo’nun efsane oyunu Mario Kardeşlerin özgür olarak geliştirilmiş hali. Orjinali ile arasındaki (neredeyse) tek fark bu sürükleyici oyunun özgürce kullanılabilir, geliştirilebilir ve dağıtılabilir olması.

Crayon Physics, bu oyun ben orta okula giderken olsaydı büyük ihtimalle fizik derslerini daha çok severdim. Eğlenceli birçok bulmaca içeren oyunun en önemli özelliği fare kullanarak çizdiğiniz her şeklin gerçek dünyaya ait fizik kurallarına tabi tutulması. Oyunun en zevkli yanı da çözümlerin tamamen sizin hayal gücünüze ve biraz da çizim yeteneğinize kalmış olması; bu özelliği sayesinde oyunun her bölümünü farklı çözümler ile tekrar tekrar oynayabiliyorsunuz.


Open Arena, bu kadar 2 boyutlu oyunun ardından bir de 3 boyutlu bir oyunu araya sıkıştırmadan olmazdı. Yine başka bir efsane olan Quake ailesinin en çok ilgi gören sürümü olan Quake Arena’nın id Software firmasının özgür yazılıma verdiği önem sayesinde, açık olarak geliştirilmiş hali olan Open Arena ile -özellikle- ağ üzerinden arkadaşlarınızla yapacağınız karşılaşmaların orjinalini aratmayacağını garanti edebilirim.

Daha birçok sürpriz ve bahsedemediğim diğer eğlenceleri kaçırmamak için herkesi Cebit‘e bekliyoruz. Eğer gönüllü olarak çalışmak isterseniz de acele davranın bu cuma başvurular için son gün.

Tags: ,

June 13, 2011 17

Quickformat – An exciting removable disk formatter for Pardus

In Linux World, formatting a Usb Flash Disk is not an easy operation for end-user; in Pardus we always use one sentence: “Make it easy !“. So, we have to find an easy way to formatting a removable disk !

Yet another creative developer from Pardus, Renan Çakırerk has created Quickformat. And I wanted to let you know !

It is also integrated to Dolphin !

You can find a lot of information about Quickformat from Renan’s Blog. Have fun !

Tags: ,

May 26, 2011 0

İş Güvenliği

Bugün aldığımız muhteşem ötesi iş güvenliği seminerinin beni eğlendiren tek kısmı (ki eğlenmek zorunda olduğumuzu söylemiyorum, ama herşeyin içinde bir eğlence arayan bir insanım) aşağıdaki sarı kağıda yazıp çizdiklerim oldu :) Renan‘ın ricası ile bir yerlere koyayım dedim şu çizdiklerimi, ara ara uğrarım…